WhatsAppWhatsApp İletişim
ANASAYFA » SORULAR 14247

Lazer epilasyon kimler için uygundur?

 
12 yaşını tamamlamış, koyu renkli tüyleri olan herkese lazer epilasyon uygulanabilir. Tüyler açık renkli yani pigmenti az ise lazer ışığını emmeyeceği için lazer epilasyondan etkilenmez.Lazer epilasyon hangi bölgeler için uygundur?
 
Gözleri özel gözlüklerle korumak şartı ile göz kapakları hariç tüm vücut bölgelerindeki tüylere lazer epilasyonuygulanabilir. Her seansın süresi ne kadardır?Bu süre lazer epilasyonda kullanılan cihazların özelliklerine göre değişmekle beraber çok hızlı çalışma özelliklerine sahip cihazlarla yüz 5 - 6 dakikada, bıyık 1 - 2 dakikada, bacaklar 1 saatlik sürede yapılabilir.
 

Tedavi sırasında ağrı hissedilir mi?

Hayır, yeni teknoloji lazer epilasyon cihazları ile çok fazla bir acı hissetmezsiniz, sadece bir lastik çarpması gibi acı hissedebilirsiniz.
 
Lazer epilasyon tedavisi sonrasında cildimizde bir farklı görüntü ortaya çıkarmı?
 
Lazer epilasyon sonrasında bazen 5 - 10 dakika bazen ise yarım saat kadar süren kızarıklık olabilir. Bu geçicidir. Soğutma sistemi olmayan eski model lazer epilasyon cihazlarında ise ışığın cildin üst tabakası olan epidermisteki melanin pigmentleri tarafından tutulmasından dolayı ciltte yanık ve sonrasında leke izi kalma ihtimali her zaman mevcuttur.
 
Soğutma sistemli lazerde cildin ısınmasına fırsat verilmediğinden lazer epilasyonda yanık riski çok daha azalmaktadır. Aleksandrite tipi lazerler epilasyon cihazları ile kalıcı yanık izi kalması çok nadir ve kullanım hatasına bağlı bir komplikasyondur.
 

Tek bir seans lazer epilasyon ile tüylerden kurtulmak mümkün müdür?

Hayır, mümkün değildir çünkü kıl köklerinin hepsi uygulama anında aynı büyüme devresinde değildir. Uygulama anında olgun fazda (anogen) olan kılların kökleri etkilenir. İstirahatte (katogen) ve gerileme (telogen) fazlardaki kıl kökleri etkilenmez. Bunlar için ek lazer epilasyon seanslarınınuygulanması gerekir. Kılların renklerinde ve büyüme devrelerinde olan değişikliklerden ötürü lazer epilasyon seansı sayısı kişiye göre hatta aynı kişide vücudun farklı bölgelerine göre değişir.
 

Seansların aralıkları ne kadardır?

Lazer epilasyon Seanslarına verilen aralıklar bölgeye göre 4 ila 8 hafta arasında değişir.
 

Lazer epilasyon arzulandığında ne yapılması gerekir?

Öncelikle kişinin görülüp değerlendirilmesi, gerekiyorsa Dermatoloji uzmanı tarafından tüylenmenin nedeninin araştırılması, tahlil ve tetkiklerin yapılması gereklidir. Lazer epilasyonuygulamasına geçmeden evvel tüylerin sarartılmamış olması, cımbız veya ip gibi köke yönelik müdahalenin lazer epilasyondan önceki son 3 haftada yapılmaması şarttır.
 

Lazer epilasyon kıllara nasıl etki eder?

Lazer epilasyon ile kıl kökü imha edilirken hedef seçici olarak ısıtma yaparak kıl köklerindeki hücrelerin yakılarak hasara uğratılmasıdır. Kıl kökü tarafından emilen enerji ısıya dönüşerek kılın kök hücresini tekrar büyüyemeyecek şekilde tahrip eder. Milisaniyeler içinde cilde uygulanan lazer ışını, cilt hücrelerine zarar vermeden geçerek kıl kökündeki renk pigmentleri tarafından emilir. Tüm epilasyon lazerleri kıl gelişimini geciktirip kılların daha zayıf ve azalarak çıkmasını sağlarlar. Kalıcı epilasyon için ise kıl kökünün papilla denilen kıl üretici kısmının yok edilmesi gereklidir Bunu ancak bu derinliğe ulaşan aleksanrite tipi bir lazer epilasyon cihazısağlayabilir. Tedavi esnasında tüylerin büyüme aşamaları olan anajen, katojen veya telojen fazları tedavi açısından önemlidir. Lazer epilasyon uygulaması esnasında kılların farklı evrelerde olması, kalıcı ve kesin neticenin ortalama 4-6 seans sonrası alınmasının gerekçesidir. Lazer ışının uygulama süreleri ve dozları kişinin cilt tonu ve yapısal özelliklerine göre değişiklik gösterir.
 
 

Erkeklere lazer epilasyon uygulanabilir mi?

Erkeklere lazer epilasyon yaygın olarak ve başarıyla uygulanmaktadır. Uygulama yaptıranların yaklaşık %35-40 kadarı erkektir.
 

Lazer epilasyonun kalıcı sonuçlar vermekte midir?

Evet. Lazer epilasyon ile kökleri tahrip olan kıllar tekrar çıkmamaktadır. Amerikan FDA nın da onayladığı bu durum uzun süreli klinik lazer epilasyon çalışmaları sonucunda bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
 
 

Lazer epilasyon uygulaması sonrası cilt nasıl olmaktadır ?

Lazer epilasyondan hemen sonra cilt üzerinde,en fazla birkaç saat içerisinde geçecek şekilde hafif bir güneş yanığına benzeyen bir yanma hissi ve kızarıklık oluşabilir.

1. Botoks nedir?

Botoks, bakteriden elde edilen bir toksindir.

2. Nasıl etki eder?

Botoks sinir uçlarından kasa giden uyarı sinyallerini engeller. Örneğin alın bölgesindeki çizgileri oluşturan mimik kaslarının kasılmasını önleyerek bu çizgilerin düzleşmesini sağlar. 

3. Nasıl uygulanır?

Botoks injeksiyon yani iğne şeklinde uygulanır. 

4. Uygulama ne kadar sürer?

Botoks uygulaması anestezi hariç 15 dakika kadar sürer. Anestezi için uygulama bölgesine özel krem sürülür.

5. Hangi bölgelere uygulanır?

En sık yüz bölgelerine uygulanır. Alın, kaşların üzeri, ve arası, gözlerin dış kenarındaki kırışık bölgelere,göz altındaki kırışıklara uygulanır. Ayrıca koltuk altı terlemesi için bu bölgeye uygulanabilir.

6. Etkisi ne zaman başlar?

Botoks etkileri bir hafta içinde başlar ve etkisi ortalama 6 ay sürer.

7. Botoks dolgu amacıyla kullanılır mı?

Hayır dolgu amacıyla kullanılmaz. Dolgu için en sık hyaluronik asit yapısında olan restilen kullanılır. Bu dolgu maddesi 6-12 ayda tamamen erir. Bu nedenle etkisi geçicidir.

8. Botoks yılan zehiri midir?

Hayır botoks yılan zehiri değildir. Aksine bir bakteriden elde edilen bir maddedir. Yılanla hiçbir ilgisi yoktur.

9. Botoks ifadesiz bir yüze neden olur mu?

Doğru uzman tarafından, doğru yapılırsa böyle birşey olmaz. Sadece kaşlarınızı çatamazsınız.

10. Botoks felç yapar mı?

Hayır, botoks felç yapmaz, kaslara bir zarar vermez. Ancak sinirden uyarının kasa ulaşmasını önler, bloke eder. Bu etki 3-6 sonra tamamen geçer ve eski haline döner. Hiçbir kalıcı etkisi yoktur.

11. Botoks dolgu maddesi midir? Dudak kalınlaştırmada kullanılır mı?

Hayır botoks dolgu maddesi değildir dudak kalınlaştırmada kullanılmaz. Bunun için dolgu maddeleri kullanılır

1- Yumurta kolesterol açısından kötü mü?

Yumurta tüketiminde ölçülü olduğunuz sürece hayır. Yumurta, vücudunuz için gerekli olan protein, K vitamini, riboflavin ve selenyumu sağlamak için mükemmel bir kaynak. Yapılan araştırmalar, yumurta sarısının 213 mg kolestrol içeriyor olmasına karşın, haftada 2 adet yumurta yemenin kandaki kolesterol düzeyi üzerinde hiçbir olumsuz etkide bulunmadığını gösteriyor.

2- Günde kaç kalori almalıyım?

Öncelikle, dengeli bir beslenme programı uygulayarak vücudunuzdaki her yarım kilo için 10 kalori almalısınız. Buna, günlük aktivite durumunuza göre, 400-700 kalori daha eklemelisiniz. Sözgelimi 65 kiloda aktif bir kadının günlük alması gerekli kalori miktarı 2000 civarındadır ve bu kişinin, haftada bir kilo vermek istediğinde, günlük kalori miktarından 500 kalori daha az beslenmesi yeterlidir. Eğer siz daha kalıcı çözümler istiyorsanız, diyetiniz boyunca günlük kalori miktarından 250 kalori indirin ve 250 kaloriyi yaktıracak kadar da egzersiz yapın.
 

3- Kilo vermek isterken günlük almam gereken ortalama yağ miktarı ne kadardır?

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, günlük aldığınız kalori miktarının yüzde 15'i, diyet yapıyor olun veya olmayın her iki halde de yağlardan sağlanıyor. Bu miktar; kalp krizi, obezite ve diyabet riskini en aza indirmek için yeterli. Sözgelimi, bin 500 kalorilik bir diyet yapıyorsanız alabileceğiniz yağ miktarı 50 gramla sınırlı.
 

4- Karbonhidrat niçin egzersiz için de büyük önem taşır? 

Vücudumuzda glikojen olarak depolanan karbonhidratlar, kas gücünü arttırmada son derece önemli rol oynar. Ayrıca, aşırı olmamak kaydıyla vücudumuzda depoladığımız yağlar da aynı etkiyi gösterir. Kas gelişiminde önemli rol oynayan glikojeni vücudunuza tedarik edebilmek için, egzersiz çalışmalarınız sonrası karbonhidrat içeren yiyeceklerden yemelisiniz. Mesela 90 dakikalık bir egzersiz sonrası, fırınlanmış patates, bir porsiyon meyve veya kepekli krakerler iyi birer seçim.
 

5- Kahvede bulunan kafein kemiklerimi zayıflatır mı?

Hayır. Çok aşırı miktarda kahve içmiyorsanız böyle bir durum söz konusu değil. Gene de kafeinin kemikleriniz üzerindeki zararlı etkilerinden endişe duyuyorsanız, kahvenizi sütle içmeyi deneyin.
 

6- Yüksek tansiyon problemim yoksa tuza dikkat etmeme gerek var mı?

Tuz, şeker ve un, üç zararlı beyaz. Bu nedenle, kullanacağınız tuz hep az olmalı.

7- Besleyici değerleri bakımından vücudum için en yararlı 5 sebze hangisi?

İster koyu yeşil olsun isterse kırmızı, isterse portakal rengi veya sarı, bütün sebzeler harika birer besleyici ve vücudumuzu hastalıklara karşı dirençli hale getiriyorlar. Herbirinin ayrı yararları olmakla birlikte, düzenli olarak alındıklarında vücudumuz için en yararlı sebzeler şunlar:

Ispanak, iyi bir folik asit kaynağı, kansere karşı koruyucu etkisi var, A vitamini ve kalsiyum içeriyor; havuç, mükemmel bir A vitamini kaynağı; tatlı patates, A ve C vitaminleri içeriyor; brokoli, A ve C vitaminleri ile folik asit içeriyor; sarımsak, kansere karşı etkili pitokimyasallar içeriyor.

 

8- Hangi yiyecekler kolestrolü düşürür?

Lif bakımından zengin sebzeler, sözgelimi yulaf, fasulye ve soyalı besinler, kolesterolü düşürüyor. Bunlar, kandaki kolesterol miktarını dengeleyici özelliğe sahip bulunuyor. Kolesterolünüz yüksekse, özellikle az yağ içeren bir diyet yapmalısınız. Aldığınız yağ miktarını azaltmak için meyve ve sebze ağırlıklı öğünler yemelisiniz ve kırmızı eti azaltmalısınız. Ayrıca süt ve süt ürünlerinden de yağsız olanları tercih etmelisiniz.

SELÜLİTTEN NASIL KORUNULUR?

• Kilonuzu koruyun. Günde 1500 kalori alın. 
• Çok hareket edin, örneğin jogging yapın, bisiklete binin, yüzün, jimnastik yapın. 
• Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir. 
• Vücudun fazla suyunu atması için beyaz ve kırmızı turp, maydanoz, kereviz, çilek ve pilav yiyin. 
• Tuz, şeker, alkol, sigara, koyu çay, kahve, çikolata, kızartma ve undan uzak durun. 
• Derinin kanla beslenmesini teşvik edin. Örneğin masaj eldiveni ile kendi kendinize yapacağınız masajla, bir sıcak, bir soğuk duşu sorunlu yerlere tutun. Saunanın da yararı vardır.
 

SELÜLİT BİR HASTALIK MIDIR?

Evet, selülit bir hastalıktır. Tıptaki adı Hidrolipodistrofidir.

 

SELÜLİT TEŞHİSİNİ KENDİMİZ KOYABİLİR MİYİZ?

Evet. Cilt iki parmak arasında kıstırıldığında, cildin dış tabakasında girinti ve çıkıntılar meydana gelir ki tıpta buna portakal kabuğu görünümü denir. 
 
 

SELÜLİT KADINLARDA HANGİ BÖLGELERE YERLEŞİR?

Uyluğun üst kısmı, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası ve üst bacaklara genelde süvari pantolonu şeklinde yerleşir.
 
 

SELÜLİT REJİMLE GEÇER Mİ?

Hayır, selülit tüm zayıflama rejimlerine karşı dirençlidir. Özel bir tedavi gerektirir, kendi kendine geçmez.
 

SELÜLİT NELERDEN OLUŞUR?

Selülit üç elemandan oluşur: 1-Dayanıklı hale gelmiş bölmeli bir konjonktif doku. 2-Su molekülleri ve tuz molekülleri. 3-Konjonktif doku içine hapsolmuş yağ hücreleri birikintileri. Bu bölgesel yağ birikimi, cildin hareketliliğinin azalması ve kalınlığının artmasıyla kendini gösterir. Elle dokunulduğunda cilt pütürlü, sertleşmiş ve muntazam olmayan bir görüntü verir.
 

SELÜLİT AĞRILI MIDIR?

Evet, selülit ağrılı olabilir. Ağrının şiddeti selülitin sinir liflerinin üzerine yapmış olduğu basınç derecesiyle orantılıdır.
 
 

ZAYIF KADINLARDA SELÜLİT OLUR MU?

Evet, selülit zayıf hatta sıska kadınlarda bile görülebilir.

 

SELÜLİTİN NEDENLERİ NEDİR?

1- Hormonal nedenler: Hiper folikülin, yani kadınlarda yumurtalardan salgılanan folikülin hormonunun artışı. Bu hormon, dokularda su tutma özelliği nedeniyle selülite zemin hazırlar.
 
2- Soya çekim: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir.
 
3- Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Yani selülit damar yollarında oluşur ve damarları sarar, sıkar. Bu durum kan dolaşımını daha da zorlaştırır ve varisler meydana gelir. Bu da damar yetmezliği, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.
 

SELÜLİTİN OLUŞMASINDA DİĞER NEDENLER NELERDİR?

Kabızlık, hipotiroid, doğum kontrol hapı kullanımı, karaciğerin kötü fonksiyonu ve sinirsel düzensizlik.
 

KAÇ AŞAMADA GELİŞİR?

Selülit üç aşamada gelişir. Birinci aşaması dolaşım bozukluğudur, damarlardan çıkan su dokulara dolar. Dokular acılı ve duyarlıdırlar. Ödemli denilen bu devrede başarılı bir şekilde tedavi yapılabilir. Bu devrede tedavi yöntemi mezoterapidir. İkinci aşamada, ödem daha da fazlalaşır. Bu aşamada selüliti buradan atmak oldukça güç olmasına karşın, tıpta mezoterapi ile başarılı bir tedavi mümkündür. Üçüncü aşamada, bu dokularda biriken yağ, su ve tuz molekülleri organizma tarafından kullanılamaz ve selülit yerleşir.
 

SELÜLİTTE NASIL BİR BESLENME REJİMİ UYGULANMALIDIR?

Rejim, su açısından zengin, tuz açısından zayıf olmalıdır. Selülit tedavisinde tuzu asgari düzeye indirmek gerekir. Balık, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanı ve yumurta yenilerek protein açısından zengin bir beslenme uygulanır. Proteinlerin ödemi önleyici ve iştah artırıcı bir rolü vardır. Şekerlemeler, hamur işleri, bakliyat kaldırılmalı, alkolden uzak durulmalıdır. Zira alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.
 

SELÜLİT HANGİ YÖNTEMLERLE TEŞHİS EDİLİR?

Termografi, ekografi ve manyetik rezonans.
 
 

SELÜLİTTE UYGULANAN MEZOTERAPİ YÖNTEMLERİNDE HEDEFLENEN AMAÇ NEDİR?

Tedavinin asıl amacı selüliti oluşturan süreci tersine çevirmek ve yağ hücreleri düzeyinde lipolizi tekrar harekete geçirmektir. Yani, birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

Akupunktur nedir ?

Akupunktur; vücutta belirli noktalara iğne batırmak suretiyle çeşitli hastalıkları tedavi etme metodudur.
 

Kaç Seans Akupunktur Gerekir ?

Bu hastalıktan hastalığa değişim gösterir. Bazı hastalıklar tek seans gerektirirken, bazıları 15 seansa kadar ihtiyaç hissettirir.
 

Bir seans tedavi kaç dakika sürmektedir?

Ortalama 20 dakika.
 

Akupunktur hangi iğnelerle yapılmaktadır?

Akupunktur altın, molibden, gümüş ve çelik iğnelerle yapılmaktadır. Fakat son yıllarda çelik iğneler daha sık kullanılmaktadır.
 

İğneler acı veriyor mu ?

Pire ısırığı kadar bir acı duyulabilmektedir..
 

İğneler nasıl steril hale getiriliyor?

Bunun çeşitli yolları var. Biz iğnelerimizi, kuru sıcak hava sterilizatöründe sterilize edilmektedir... İğneler özel bir kutunun içerisinde biriktirildikten sonra 180 derecelik ısıda birbuçuk saat kalmakta ve bütün mikroplardan arınmaktadır. Bilindiği gibi AIDS, Hepatit B gibi hastalık virüsleri 56-60 derecelik bir ısıda yarım saatte canlılıklarını yitirmektedirler.
 

Akupunkturun yan etkisi var mı?

Akupunktur; ehil bir doktor tarafından yapıldığı takdirde hiç bir yan etkisi yoktur.
 

Akupunktur Orucu Bozar mı ?

Hayır. Çünkü akupunktur iğneleri hiçbir ilaç taşımamaktadır. Bir de iğneler cildin içinde tamamen kaybolmamaktadır. O bakımdan oruç bozulmaz. Hatta akupunktur bu özelliğinden dolayı Ramazan Ayı’nda diğer tedavilere göre üstünlük gösterir.
 

Akupunkturla sigara kaç seansta bırakılabilir?

Tek seansta. Yeter ki tiryaki yeniden başlamak için uğraşmasın
     
AKUPUNKTUR ve ZAYIFLAMA HAKINDA SORULAN BAZI SORULARA CEVAP:

Tüm sorulanlara toplu cevap­;vücut kitle indeksine göre kişinin fazlalığı belirlenir. Bilimsel zayıflamanın kriteri ayda 4-6 kilo verecek şekilde düzeyli bir uygulama yapılır. En sağlıklısı haftada yarım kilo vermektir. Çok hızlı kilo vermek doğru bir uygulama değildir. çünkü metabolizma zarar gürür. Şok diyetler veya tek taraflı beslenme diyetleri (ör:protein diyeti veya karbonhidrat diyeti v.s) doğru uygulamalar değildir. 1200 calori altındaki diyetler bilimsel değildir. Akupunktur tek başına zayıflama yapmaz. Zayıflama bir sabır, fedakarlık ve bir yaşam tarzıdır. Akupunktur+egzersiz+diyet bir çatı oluşturur. çatının bir ayağı eksik olursa iş yürümez. Akupunktur bir destek tedavisidir. Kişi kendi başına diyet yaptığı taktirde mide kazıntısı, çarpıntı, stres, sıkıntı, hipotansiyon gibi şikayetleri olur. Akupunkturla beraber  bu tür şikayetler yaşanmaz. Akupunktur hastanın iştahını kontrol altına alıyor, metabolizmayı harekete geçiriyor. mide-barsak problemi (kabızlık, şişkinlik ) varsa gideriyor. hastayı stres açısından rahatlatıyor. mide kazıntısı, çarpıntı vs. gideriyor, tansiyonun düşmesini önlüyor  ve dolayısıyle hastanın rahat bir diyet ve egzersizle sağlıklı zayıflamasına yardımcı oluyor. Aylık ortalama 4-6 kilodan fazla uygulanan bir zayıflama yöntemi kesinlikle bilimsel değildir. Ticari bir uygulamadır ve metabolizmaya zarar verir. Kesinlikle doğru bir yöntem değildir.Şok diyetler ve 1200 calori alındaki diyetler doğru değildir. Bir kilo yağ eritmekle 9000 kkalori  harcanır. Zayıflama da yine amaç yağları eritmek olmalı. Sıvı elektrolit kaybı ile veya kasları eriterek zayıflatmak doğru değildir.Yapılan her uygulama bilimsel olmalıdır.Geri alım konusunda çoğunlukla akupunktur suçlanılıyor. Kesinlikle öyle bir şey yok. Kişi hangi yöntemle zayıflarsa zayıflasın yaşam tarzını değiştirmediği müddetçe yine geri alım olayı olur. Bu durum akupunkturla alakalı değildir. Ayrıca zayıflama ilaçları da uzun süreli kullanıldığı taktirde beyin fonksiyonlarının yitimine, hafıza kaybına yol açtığını da hastalarımızda gürdük ve bu tür ilaçları kullanırken yan etkilerini ve komplikasyonlarını da göz önüne almak lazım. Akupunktur bilen biri (yani konunun uzmanı) yaptığı taktirde hiç bir yan etkisi olmayan zararsız bir tedavi metodudur.Modern tıpta olduğu gibi herkesin akupunkturada ihtiyacı vardır.Akupunktur modern tıbbın tamamlayıcısıdır ve birçok hastalıkta başarısı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Mezoterapi nedir?

Mezoterapi çeşitli doğal ürünlerin, ilaçların yani vitamin-mineral, biotin gibi maddelerin deri içine injekte edilmesi ile yapılan bir tedavi yöntemidir.
 

Mezoterapi hangi amaçlarla kullanılmaktadır?

Mezoterapi ilk kez 1952 yılında Fransa'da lenf ve damar sistemi hastalıklarını tedavi etmek amacıyla Dr.Pistor tarafından kullanılmıştır. Farklı madddeler injekte edilerek kronik ağrılar, saç kaybı, kemik ve eklem rahatsızlıkları ve sedef gibi hastalıkların da tedavi edilebileceği keşfedilmiştir.
 
Mezoterapi günümüzde vücut yağının azaltılması ve vücut kontürünün düzeltilmesinde cerrahi dışı bir yöntem olarak güncelliğini korumaktadır. Son zamanlarda bazı maddelerin injeksiyonu ile yağ dokusunun azaltılabileceğinin saptanmasıyla, mezoterapi kilo kaybetmek, sellülitleri azaltmak, vücut şekillendirilmesi, kırışıklık tedavisi ve yüz gençleştirme de kullanılmaktadır.
 

Mezoterapi nasıl etkili olur?

Bu teknikle derinin orta tabakası olan dermisin altındaki yağ dokusuna ince bir iğne vasıtasıyla çeşitli maddeler injekte edilir. Mezoterapi enjeksiyonları bitkisel ekstreler, vitaminler, enzimler, hormonlar ve çeşitli damar genişletici, kortizon dışı antiinflamtuar, beta reseptör agonisti ve antibiotik gibi ilaçları veya kombinasyonlarını içerir.
 

Mezoterapi sellüliti ve aşırı yağ dokusunu nasıl tedavi eder?

Mezoterapi sellülit oluşumundaki üç faktörü tedavi eder. Mezoterapi ile yağ dokusunu parçalayacak, dolaşımı düzenleyecek ve bozulmuş bağ dokusunu ortadan kaldıracak ilaçlar veya kombinasyonları verilir ve böylece deri yüzeyi yumuşatılır. Mezoterapi sellülitli her vücut bölhesine uygulanabilir.
 

Mezoterapi cilt gençleştirme tedavisinde nasıl kullanılır?

Deri altına çeşitli vitaminlerin injeksiyonu hücreleri yeniler, daha aktif hale getirir ve kollajen ve elastin üretimini uyarır. Antiaging amaçlı mezoterapiye koruyucu amaçlı 20 li yaşların ortasından sonra başlanabilir. Yüz, boyun, kollar ve ellere yılda bir kaç kez yapılan tedavi önerilir.
 

Mezoterapi kilo verme amacı ile kullanılabilir mi?

Tedavide injekte edilen formüller hücrelerin yağ toplamasını engeller ve var olan hücrelerin parçalanmasını sağlar.
 
Mezoterapinin yağ dokusunu nasıl azalttığı kesin olarak bilinmemektedir, bu konuda kontrollü yapılmış çalışmalara ihtiyaç vardır.
 

Mezoterapi kaç seans olarak uygulanır? 

Mezoterapide genellikle 1-2 haftalık aralarla uygulanan 3-15 seansa ihtiyaç vardır.
 

Mezoterapinin etkisi ne zaman görülür?

Etkinin görülmesi tedavi edilen bölgeye ve hastalığın şiddetine göre değişebilmekle beraber genellikle 2-3. seanstan sonra etki görülmeye başlar. Bazı durumlarda etki 1. seans da bile görülebilir.
 

Tedavinin etkisi ne kadar sürer? 

Yağ dokusunun tedavi edildiği durumlarda tedavi sonrası diyet ve egzersize dikkat edilirse, sonuç kalıcıdır. Bununla beraber doğal görünümünüzü oluşturan doğal yaşlanmayı durdurmak mümkün değildir, bu nedenle tedavi belli aralıklarla tekrar edilmelidir.
 

Tedavi ağrılı mıdır?

Tedavi esnasında hafif batma ve yanma hissi olabilir. Bunu engellemek için lokal anestetik kremler kullanılabilir.
 

Mezoterapinin yan etkileri nelerdir?

Mezoterapi tedavisi uygun yere yapıldığında yan etkileri minimaldir veya hiç yoktur.

Aşağıdaki yan etkiler görülebilir:
 
•  Ani ve geçikmiş alerjik reaksiyonlar

•  Şişlik
 
•  Deri enfeksiyonları
 
•  İnjeksiyon alanında lekelenme
 
•  İnjeksiyon alanında morarma , kızarma
 
•  İnjeksiyon alanında yara ve yara izi
 
•  Pannükülit(yağ dokusu iltihabı)

Ozon terapi nedir, kısaca bahseder misiniz?

Ozon üç oksijen atomundan oluşan kimyasal bir bileşiktir. 1840 yılında Christian
Friedrich Schönbein tarafından keşfedildi. Tedavi amaçlı ozon denilince, yani
medikal ozon; daima saf oksijen ve saf ozon karışımı şeklindedir.

Ozonun özellik ve etkileri nelerdir?

Bakteri, mantar oldurucu ve virüs çoğalmasını önler. Kan dolaşımını hızlandırır.
Vücudun direncini arttınr.

Ozonun uygulama yöntemleri nelerdir?


5 şekilde uygulanmaktadır;

Majör Otohemoterapi; hastadan alınan kanın ozonlanıp hastaya geri
verilmesidir.

Minör Otohemoterapi; hastadan alınan kanın ozonlanıp kas içine
uygulanmasıdır.

Ekstermal Tedavi; vücut bölgelerine ozonun torbalar içinde kapalı bir
sistemde verilmesidir.

Rectal Uygulama; sonda ile ozonun rectuma uygulanmasıdır. Eklem İçi
Uygulama; ilgili ekleme ozonun direkt verilmesidir.

Ne kadar sıklıkla ve ne kadar dozda kullanılması gerekir?


Hangi yöntemin, ne sıklık ve dozda kullanılacağına ozon eğitimli hekiminiz karar
verir. Ortalama haftada iki olmak üzere 10 seans uygulama önerilir.

Kolon hidroterapi ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Kalın bağırsakların beden ısısına yakın ve kısmi basınçla su kullanılarak bir
alet yardımı ile temizlenmesidir. Bu temizlik işlemi sırasında suyun yanında
farklı maddeler özellikle klinik sorununuza uygun aromatik bitkiler de
eklenebilir. Yılda 1 ya da 2 kür şeklinde 4-6 haftalık süreler halinde haftada 1
ya da 2 kez yapılması önerilir.

Ozonun Kullanıldığı Durumlar

- Arteriyal dolaşım bozuklukları
- Serebral dolaşım bozukluklan
- Kanser hastalarında destek tedavi olarak
- Enfeksiyonlar (grip vb)
- Otoimmun hastalıklar (romatoid artrit, multipl skleroz, chron vb)
- Romatizmal hastalıklar
- Kronik yorgunluk ve fibromyalji -Artritler
- Gözde yaşa bağlı makûler dejenerasyon
- Migren
- Dismetabolik sendrom (diabet, hiperlipidermi vb)
- Antiaging (yaşlanmanın geciktirilmesi)
- Astım, amfizem
- Immun aktivasyon
- Senil demans
- Geriatri
- Chron hastalığı
- Git hastalıklarında (vıtılıgo, psoriozis)
- Akne, otopik dermatit, selülıt vb
- Hepatıtlerde (hepatit, B ve O
- Zona (hespes zoster)
- Herpes simpleks
- Proktit ve kolit
- Diyabetik ayak
- Yavaş iyileşen yaralar
- Anal fistül
- Otitis media

Kolon Hidroterapinin Kullanıldığı Durumlar

- Kronik kabızlık, spastik kolon
- Gaz şikayetleri
- Kronik ishal
- Alonik kolon
- Hemoroid
- Divertikûl
- Chron
- Ülseratif Kolon
- Parazitler
- Alerjik hastalıklar ve astım
- Kronik poliartrit
- Kronik c.lt hastalıklar, (akne, egzema. sedef vb)
- Zehirlenmeler
- Kronik ağrılar

 

Ozon alternatif bir tedavi yöntemi midir?

Ozon tedavisi gelişmiş Batı ülkelerinden kaynak olmasına rağmen (Almanya ve İtalya) Batı tıbbının önerdiği alışılagelmiş ilaçlardan farklı bir etki mekanizmasına sahiptir. Ozon tedavisi insan vücuduna bilinen bir ilaç vermek yerine, vücudun kendi iç dinamiklerini harekete geçiren bir tedavi yöntemidir. Yıllardır insan vücuduna “balık-ilaç” vererek yapılan tedavilerin aksine vücuttaki hastalık yapıcı temel sorunları ona “balık tutmayı öğreterek” ya da “fark edemediği sorunları ona fark ettirerek” hastalıklarla vücudun savaşmasını destekleyen bir tedavi yöntemidir. Bu nedenle ozon tedavisi tıbba alternatif değil, tamamlayıcı ya da daha doğru bir ifade ile “holistik-bütünleyici” bir tedavi yöntemidir. Etki mekanizması ve vücutta aktive ettiği sistemler son dönemde yapılan deneysel ve klinik çalışmalarla ortaya konmuştur.

Ozon güvenilir bir tedavi yöntemi midir?

Son otuz yıl içerisinde ozon tedavisi Avrupa’da milyonlarca kez uygulanmıştır. Ozon tedavisinin tıbbi temellerini ortaya koyan en önemli bilim insanlarından bir tanesi olan Dr. Velio Bocci bir milyondan fazla major otohemoterapi uyguladığını ve hemen hiçbir yan etki ile karşılaşmadığını bildirmiştir. Ozon tedavisi ile ilgili yan etkilerin çoğu tedavinin kendisi ile değil uygulama sırasında dikkat edilmesi gereken asepsi-antisepsi kurallarına tam olarak uyulmayışı, kan alınan yerde ortaya çıkan lokal sorunlar ve nadir görülen sitrat alerjisi ile ilgilidir. Ozon tedavisinin gerekli eğitimi almış tıp doktorları tarafından yapılması çok önemlidir. Hastaların bilmesi gereken, ozon tedavide kullanılan setlerin “tek kullanımlık” olduğudur. Ancak güvenilir ve ozona dayanıklı malzemelerin kullanıldığını hastanın bilmesi beklenmez. Bu nedenle ozon tedavisini uygulayacak hekimin güvenilir olması dikkate alınmalıdır. Damar yolunun açılmadan önce gerekli cilt temizliğinin yapılması (antiseptik uygulanması) ve uygulama bittikten sonra damara girilen bölgenin uygun şekilde kapatılmasına dikkat edilmelidir.

Ozon tedavisi zayıflamak amacı ile kullanılabilir mi?

Ozon tedavisi insan vücudunu alarma geçiren bir aşılama yöntemi olarak kabul edilebilir. Metabolizmayı hızlandırdığı ve yağdan elde edilen enerji miktarını artırdığı bilinmektedir. Bununla birlikte sadece ozon tedavisi alarak zayıflama beklenmemelidir. Uygun bir diyet ve egzersiz programı ile birlikte uygulanacak haftalık ozon tedavileri ortalama üç ay içerisinde (10-12 major otohemoterapi) yağ kaybını büyük oranda kolaylaştırır. Kan şekerinin düzenlenmesi, ozon uygulanan bireylerde ortaya çıkan iyilik hali, iştahın daha kolay kontrol edilmesi, sabah yorgunluklarının azalması ve hareketlilik artışı kilo verilmesini kolaylaştırmaktadır. Özellikle metabolizması yavaş, çok kolay kilo alan ve vermekte zorlanan kişilerde ozon tedavisi ideal vücut ağırlığının sağlanması ve korunmasında en büyük yardımcılardan bir tanesidir.

Ozon tedavisi sellülit gibi cilt bozukluklarına etki eder mi?

Sellülitin en önemli nedeni deri ve deri altı dokunun bozulmuş kan dolaşımıdır. Özellikle bayanlarda kalça, baldır ve göbek bölgesinde biriken yağlar sellülit oluşmasını hızlandırır. Yağ dokusunun kan dolaşımı diğer dokulara göre daha azdır ve cildin esnekliğinden dolayı buradaki damarlar baskı altındadır. Ozon tedavisi vücudun neresinde olursa olsun, dolaşımı düzenler ve dokuların damarlarını destekler. Bu etkiden cilt altı yağ dokusunu da yararlanır ve ozon tedavisi ile cildin dolaşımı anlamlı düzeyde düzelir. Ozon tedavisinin bu yararlı etkilerine kilo verdirici etkisi de büyük katkı sağlar.

Parkinson, Alzheimer ve bunama gibi hastalıklarda ozon tedavisinin yararı var mıdır?

Yapılan deneysel ve klinik çalışmalar ozon tedavisinin bu tür nörolojik hastalıklarda hastalara büyük destek olabileceği ortaya çıkmıştır. Felç geçirmiş ve beyninin belirli bölgelerindeki nöronları çalışamaz hale gelmiş hastalarda da fonksiyonunu tam kaybetmemiş sinir hücrelerinin yeniden görev yapmasına yardımcı olabileceği düşünülmektedir. İnsan sinir hücreleri diğer pek çok hücreden farklı olarak yenilenmezler. Bu nedenle mevcut hücrelerin desteklenmesi hastalıklarla mücadele etmede çok önemlidir. Ozon tedavisi özellikle oksidatif hasara uğramış sinir hücrelerinin yeniden sinyal üretmesine yardımcı olarak hastaların kaybettikleri fonksiyonları yeniden kazanmalarına yardımcı olabilir. Ayrıca, ozon tedavisi depresyon gibi sinir hücrelerinin desteklenmesi gereken durumlarda da büyük yararlar sağlamaktadır. Bu konu ile ilgili olarak ozon tedavisi konusunda uzman hekimlere danışılmalıdır.

Ozon tedavisi cinsel sorunların giderilmesi için kullanılır mı?

Gerek şeker hastalığına gerekse depresyona bağlı isteksizlik durumlarında ozon tedavisinin kişilere büyük yararı olduğu bilinmektedir. Henüz yeterli klinik çalışma olmamasına rağmen, özellikle duygu durum bozuklukları, depresyon ve sosyal sorunlardan kaynaklanan cinsel soğuklukta önemli bir yardımcı tedavi yöntemidir.

 Ozon tedavisi ne kadar sürer, sıklığı nasıldır ve toplam ne kadar ozon tedavisi alınmalıdır?

Major tedavi uygulaması 20-30 dk, minor tedavi uygulaması bir dakika kadar sürmektedir. Hangi tür uygulamanın ne kadar süre ile tatbik edileceği hekiminizin takdirindedir. Kür olarak kabul edilen tedavi seansları yaklaşık 10-12 seans sürmekte ve 2-3 aylık bir dönemi kapsamaktadır. Diyabetik ayak, dolaşım bozukluğu ve nörolojik hastalıklarda iyileşme haline paralel olarak farklı kürler önerilebilir. Özellikle otoimmun hastalıklarda önerilen minor otohemoterapi 15-30 günlük aralıklarla uzun süre devam edebilir.

Sağlıklı bireyler ozon tedavisi alabilir mi, alırsa ne tür etkiler ortaya çıkar?

Modern yaşam tarzı özellikle 35 yaş üstü tüm bireylerde bazı zararlı etkilere neden olmaktadır. 100 yıl öncesine göre yiyeceklerimiz, yaşam tarzımız, aydınlık-karanlık döngüsü büyük değişimler göstermiştir. Günlük yaşamda sıkça karşılaştığımız tekrar eden baş ve vücut ağrıları, isteksizlik, halsizlik, bıkkınlık, sabah yorgunluğu, konsantre olamama gibi durumlar (eğer belirli bir hastalık ile ilişkili değilse) içinde yaşadığımız modern dünyadan kaynaklanan şikâyetlerdir. Pek çoğumuzun fark etmediği ancak yaşadığı durumlardan bir tanesi de “artmış kaygı düzeyi”dir. Bu durum insan vücudunun en iyi dinlendiği uyku durumunda beyni meşgul etmekte ve kişiler özellikle sabahları dinlenememiş olarak uyanmaktadırlar. Bu ve benzeri pek çok nedenden dolayı 35 yaş üstü kişiler ozon tedavisinden ciddi yarar bekleyebilirler. Beklenen yararlardan bazıları artmış iyilik hali, kolay konsantre olma, zindelik ve dinlenmişliktir. Ozon tedavisi ayrıca, yaşlanmaya paralel olarak ortaya çıkan damar sertliği, tansiyon, kan şekeri ve kan yağları bozuklukları gibi durumların düzelmesine de katkı sağlar.

Ozon tedavisi niçin birbirinden çok farklı hastalıklarda kullanılır?

Ozon tedavisi insan vücuduna ilaç verilerek yapılan bir tedavi değildir. Bu tedavi ile insan vücudunda zaten mevcut bazı mekanizmalar desteklenir. Bu mekanizmalardan bir tanesi kırmızı kan hücrelerinin dokulara ihtiyaç duyduğu oksijeni daha kolay vermesidir. Kanlanma problemi olan pek çok hastalıkta bu özellik hastalığın geçmesinde büyük bir yardımcıdır. Oksitadif stres ve vücuttaki moleküllerin oksidasyonu pek çok hastalıkta önemli bir sorundur. Bu durumdan kurtulmak için yapılacak en iyi uygulamalardan bir tanesi ozon tedavisidir ki, bu yöntem ile vücudun savunma sistemi güçlendirilir ve okside edici zararlı maddelerin etkinliği ortadan kaldırılır. Özellikle sigara ve alkol tüketen bireylerde ozon tedavisi hem bu zararlı alışkanlıkların vücuttaki etkilerinin bertaraf edilmesinde hem de bırakmak isteyen kişilerin iradelerinin desteklenmesinde çok yararlıdır.

Ozon tedavisine engel durumlar (kontendikasyon) var mıdır?

Ozon uygulaması yapılmaması gereken durumlar (kontendikasyon) aşağıda belirtilmiştir. Hekiminizin bu hastalıklara sahip olup olmadığınızı mutlaka sorması beklenir.

Hipertiroidi (tiroid bezi aşırı çalışanlarda)

Ozon tedavisi uygulanacak gün yüksek miktarda alkol almış olanlar,

Kırmızı kan hücrelerinde bir enzim eksikliği (G6P Dehidrogenaz) ile birlikte seyreden Favizm hastalığına sahip olanlar,

İleri derecede kansızlık ve kanla ilgili rahatsızlığı (hemofili, kanama pıhtılaşma bozukluğu v.s.) olan hastalarda,

Pankreas bezi iltihabı olan (pankreatit) hastalarda,

Yeni gelişmiş kalp enfarktüsü ve kanamanın aktif olarak devam ettiği beyin felci oyah hastalarda,

Sitrat alerjisi olanlarda

Hamilelerde özellikle ilk trimesterda (ilk üç ay) hiçbir tedavi zorunlu kalınmadıkça yapılmamalıdır. Ozon tedavisinin bilinen bir zararlı etkisi olmamasına rağmen, hamilelik özellikle bebek açısından kritik bir gelişme dönemi olduğu için ozon tedavisi önerilmez.

Ozon tedavisine Sağlık Bakanlığı’nın bakış açısı nasıldır?

Ozon tedavisi bugün ABD (16 eyalette), Almanya, İtalya, İngiltere gibi gelişmiş ülkeler dahil 20 kadar ülkenin Sağlık Bakanlıklarınca kabul edilmiş bir tedavi yöntemidir. Ülkemizde hekimlerin ozon tedavisi ile ilgilenmeleri çok yenidir. Ozon tedavisi ile ilgilenen ve bu tedavinin etkinliğini hastaları üzerinde gören hekimlerin Sağlık Bakanlığı’na başvurusu sonucu bu tedavi yöntemi bakanlıkça oluşturulan bir komisyon tarafından incelemeye alınmıştır. Halihazırda lokal (bölgesel) ozon uygulamaları sosyal güvenlik kapsamına alınmış ve çalışmalar devam etmektedir.

 

**Nöral Terapi Nedir?

Nöral Terapi, iyileşme için sinir sistemine etki edilmesi anlamında kullanılmaktadır. Nöralterapi, otonom (nöravejetatif) sinir sistemi üzerinde düzenleyici ve uyarıcı etki yaparak vücudun kendi sinir sistemini kullanıp iyileştirmeyi gerçekleştirme yöntemidir.

Nöralterapi; refleks tedavileri içinde en etkin sonuçları olan bir regülasyon tedavisidir. Otonom (vejatatif) sinir sistemindeki blokajlar kalkar, sistem düzene girer ve iyileştirici etki gelişir.

Otonom sinir sistemi (vejetatij sistem) vücudu 500.000 km. saran bir ağ sistemidir. Çok zengin olan bu sinir sistemi tüm organlarımızı, damarları bir ağ gibi sarar. Dünyanın etrafını 12 kez saracak kadar uzun olan bu ağın önemi nöralterapi sayesinde daha iyi anlaşılmıştır.
 

**Nöral Terapi Nsıl Etki Eder?

Nöralterapi; sadece belli noktalara uygulanan enjeksiyonlar değildir. Çünkü nöralterapi bedende bulunan tüm anotomik oluşumları, temel maddeyi (matrix), bağ dokusu ve Vejetatif Sinir Sistemini esas alır. Nokta enjeksiyonları dışında; eklem içi, organ, bozucu alan, ganglion, kas ve triger nokta enjeksiyonları vardır.

Vücutta hastalıklar ortaya çıkmadan önce bir takım değişiklikler olur.Çoğu kez hastanın kendi psikolojisi ile ilgili olduğu söylenen rahatsızlıkların temelinde hastanın zorlanan vejetatif sinir sistemindeki düzensizlik olduğunu ortaya çıkaran bir bilim dalıdır.

Nöralterapide hastalıkların zaman bağlantısı çok önemlidir.Hastalığın ne zaman ve neden sonra ortaya çıktığı çok kıymetlidir.

Almanya’da 50 yıldır uygulanan bu tedavi Türkiye’de 3-4 yıldan beri özel eğitim almış hekimlerce başarıyla uygulanmaktadır.

HUNEKE metoduna göre Nöralterapi şu mekanizma ile çalışmaktadır:

1- Segmental mekanizma: Burada problemin uzandığı segmente yapılan ilaç enjeksiyonu ve bu segmentin spinal kord.(omurilik) ile olan bağlantısı esastır.

2- Problemin bulunduğu bozucu alanın ortadan kaldırılmasıdır. Bazen bu bölgeye yapılan enjeksiyon ile semptomlar aniden ortadan kalkar. Biz buna nöralterapi de Sekunden Fenomen yani sanayisel etki veya Yıldırım Fenomen diyoruz.

Segmental tedavide stimulus, spinal cord yolu ile periferden organa ulaşır (deriden organa – cutivisseral refleks yol), yada organdan spinal cord ile bir organdan diğer organa ulaşır (viscerovisceral refleks yol).

Bütün bu nörovejetatif sistem fonksiyonları hormonal selüler, humoral ve sinirsel düzenleyici mekanizmaların ayarlanmaları sonucu sistemindeki reaksiyon katılımları ile ilgilidir.

Yani birinde olacak bir bozukluk, sistemi etkiliyecek.Yalnızca bir organ değil, bütün vücudu etkiliyecektir.

Bozuk segmentel dokuya yapılan nöralterapi, yalnızca patolojik refleks yolları kesmekle kalmaz, aynı zamanda bozuk hücre membranını doğru potansiyele repolarize ederek vejetatif fonksiyonları normal hale getirir.

Vücudun herhangi bir yerinde geçirilmiş veya halen devam eden lokal irritasyonlar (kimyasal, fiziksel veya travmatik) patolojik bir saha yani bozucu alan haline gelebilir ve nörovejetatif sistemde iletimi bozarak diğer vücut fonksiyonlarınında bazılarını rahatsız hale getirebilir.

Bozucu alanların çoğu kafa bölgesindedir.Özellikle dişler, tonsiller ve paranasal sinirlerde lotalizedir.

Yaşam sadece madde ile sınırlanmış değildir, aynı zamanda enerji ile bağlantılıdır. Hücre zarı normal dinlenme durumunda dış tarafta pozitif (+), iç tarafta (-) negatif yük ile yüklüdür. Bir uyarılma olunca; Na+ iyonları hızla hücre içine akar, o kadar hızla akarki, iç ve dış tarafta potansiyel farkı yol alır. Hatta iç yüzeyde dış tarafa oranla daha fazla pozitif yük toplanır. Bu durumda dinlenim potansiyeli ortadan kalkar (depolarizasyon). Bu durumda potasyum iyonları hücreyi terk etmiş sodyum iyonları hücre içine girmiş olur.

Normal şartlarda depolizasyon durumundan hemen sonra hücre zarının porları Sodyum iyonlarına karşı geçirgenliğini kaybeder potasyum iyonları hücreye geri döner, sodyum iyonları hücreyi terk eder.(repolarizasyon) .

Normalde hücrenin içerdiği potansiyel 40-90 milivoltdur ve bu potansiyel her stimülüs ile düşer (depolarizasyon) ve hemen ardından gerekli enerji oksijen metabolizmasından sağlamak koşulu ile hücre yeniden şarj olur.

Ancak çok kuvvetli bir stimülüs veya stimülüsün uzun sürmesi, kronikleşmesi yada birden fazla stimülüs sonucu hücre yeniden repolarize olmayı başaramaz. Sürekli depolarize halde kalır, bu nedenle zayıflamış veya hastalanmış hücre fonksiyonlarını sürdüremez.

Sürekli depolarize halde kalan hücrenin potansiyeli sıfır milivolda kadar düşmüştür. Bu durumda nöralterapi için kullanılan lokal anestezik hücreyi 290 minivoltluk potansiyel ile hiperpolarize eder, daha sonra hücre normal 40-90 milivoltluk enerji ile sabitlenir.

Nöralterapötik ajanın içerdiği yüksek potansiyel ile hücre potansiyelini repolarize edip sadece vejetatif sistemi düzenlemekle kalmaz; nöral, humoral, hormonal, psişik etkinliği de düzenler.
 

**Neleri Tedavi Eder?

- Başta ağrı tedavisi 
- Migren ve gerilim tipi baş ağrısı 
- Boyun, bel ve sırt ağrıları
- Myofibralji
- Boyun ve bel fıtıkları
- Sinüzit (Akut ve Kronik)
- Alerjik Rinit
- Kulak çınlaması
- Vertigo (Başdönmesi)
- Unutkanlık 
- Nevraljiler (trigeminal nevralji, zona ağrıları)
- Her türlü eklem fonksiyon bozuklukları
- Carpal tünel sendromu ve diğer nöropatiler
- Spor yaralanmaları
- Artrozlar, eklem, kas ağrıları
- Omurga şekil bozuklukları
- Organik fonksiyon bozuklukları
- Varis
- Uyku bozukluğu ve düzensizliği
- Kolon ve ince bağırsak rahatsızlıkları, irritabl ve Kronik Konstipasyon (Kabızlık)
- Premensturel sendrom ve adet düzensizliği 
- Hormonal bozukluklar
- Alerjiler
- Deri hastalıkları, egzema, sedef
- Lenf akış bozuklukları (Çeşitli ödemler)
- Anti aging ve selülit tedavisi
- Detox
- Enürezis nokturna (gece işemeleri)
- Nörolojik mesane
- Sivilce tedavisi 

 

**Tedavi Nasıl Uygulanır?

Seans 1-2 kez uygulanabilir. Ortalama 4-5 seans çoğu kez yeterli olmakla beraber kişiden kişiye değişim gösterebilir.

İğne fobisi olan küçük çocuklarda ve yaşlılarda Dr. Lüdwig tarafından geliştirilen soft lazer kullanılabilir. Soft lazerin enjeksiyona göre başarısı %70’dir.
 

**Yan Etkileri Varmıdır?

Tansiyon, şeker, kalp hastalarının kullandığı ilaçlar tedaviye engel değildir. Sadece kortizon alan hastalarda tedavinin etkinliği azalır, çünkü kortizon vücuda baskılama özelliği olan tedavidir. Nöral terapi ise vücudu uyarıp düzenleme tedavisidir.